İstanbul'un Fethi
İstanbul'un Fethi ya da Avrupa kaynaklarında geçen ismiyle Konstantinopolis'in Düşüşü, 29 Mayıs 1453 tarihinde Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu'nun başkentiKonstantinopolis'in, Fatih Sultan Mehmet önderliğindeki Osmanlı ordusu tarafından alınmasıdır. Daha sonra şehir Osmanlı Devleti'ne başkentlik yapmıştır. İstanbul'un fethi ile 1058 yıllık Doğu Roma İmparatorluğu sona ermiş, Orta Çağ kapanıp Yeni Çağ süreci başlamıştır

Öncesi
Konstantinopolis, Müslümanlar tarafından ilk olarak Muhammed'i Hicret döneminde evinde misafir eden sahabe Ebu Eyyûb el-Ensarî tarafından 668 - 669 yıllarında kuşatılmıştır. Daha sonra birçok farklı kuşatmaya sahne olan İstanbul, 1204 yılında Haçlılar tarafından kuşatılmış ve 1261 yılına dek Latin İmparatorluğu himayesinde kalmıştır. Kentin 15. yüzyılda Osmanlı topraklarının ortasında kalması, iki kıtayı birleştirmesi ve oldukça gelişmiş bir şehir olması bölgenin Osmanlı'nın eline geçmesi ve başkent olması ihtiyacını getiriyordu. Konstantinopolis, Osmanlılar tarafından ilk olarak Yıldırım Bayezid döneminde kuşatılmıştır. 1390 yılında yapılan kuşatma başarısız olmuş, Ankara Muharebesi'ne dek şehir aralıklarla abluka altında tutulmuştur. II. Mehmed'in tahta geçtiği dönemde, Anadolu'da Ankara Savaşı ile dağılan siyasi birlik toparlanmış, Rumeli'de fetih çalışmaları yeniden başlamıştı. II. Mehmed'in amacı Osmanlı Devleti'ni dünya çapında güçlü bir konuma getirmek, gücüne güç katmaktı. Bu siyasi yol ile önündeki ilk engel Doğu Roma İmparatorluğu ve İstanbul'un Türklerin elinde olmayışıydı. Ayrıca İstanbul, bölgenin en büyük ticaret ve kültür merkezi konumundaydı. Ortodoks Kilisesi'nin merkezinin de İstanbul'da olması, İstanbul'un politik ve dini önemini arttırmaktaydı. II. Mehmed'in hedefi Konstantiniyye'yi fethederek büyük bir İslam şehri yapmaktı.

Hazırlıklar

II. Mehmed, Konstantinopolis'i ele geçirmek için öncelikle deniz yardımının kesilmesi gerektiğini düşünmekteydi. Bu gerekçe ile büyük dedesi Yıldırım Bayezid'in yaptırmış olduğu Anadolu Hisarı'nın karşısında Rumeli Hisarı'nı yaptırdı. Bu hisar, Tuna Nehri ile Karadeniz'den gelecek yardımı önlemenin yanında, Osmanlı Donanması için bir üs konumu üstlenecekti. İstanbul'u kuşatacak ordunun arkasını korumak amacı ile Avrupa'da bir çok stratejik noktaya birlikler gönderildi. Mora Yarımadası kuşatıldı. İstanbul'un yüksek ve kalın surlarını yıkmak amacı ile Edirne'de, devrin önemli mühendisleri Musluhiddin, Saruca Sekban ile Osmanlılar'a sığınan Macar Urban'a toplar döktürüldü.[6] Edirne ve Konstantinopolis arasındaki yol düzenlendi ve topların geçebileceği kaliteye yükseltildi. II. Mehmed'in tasarlamış olduğu aşırtma gülleleri, günümüz ismi ile havan topları yapıldı.

Rumeli Hisarı'nın inşaası 

Hisarın inşaatına 15 Nisan 1452'de başlanmıştır. İş bölümü yapılarak her bölümün inşaası bir paşanın denetimine verilmiş, deniz tarafına düşen bölümün inşaasını da II. Mehmed bizzat kendisi üstlenmiştir. Denizden bakıldığında sağ taraftaki kulenin yapımına Saruca Paşa, sol taraftakinin yapımına Zağanos Paşa, kıyıdaki kulenin yapımına da Çandarlı Halil Paşa nezaret etmiştir. Buralardaki kuleler de bu paşaların adlarını taşımaktadır. Hisarın inşaası 31 Ağustos 1452'de tamamlanmıştır. Hisarın yapımında kullanılan keresteler İznik ve Karadeniz Ereğlisi'nden, taşlar ve kireç Anadolu'nun değişik yerlerinden ve spoliler (devşirme parça taş) çevredeki harap Bizans İmparatorluğu yapılarından temin edilmiştir. Hisarın yapımında yaklaşık 300 usta, 700-800 işçi, 200 arabacı, kayıkçı, nakliyeci ve diğer tayfa çalışmıştır.[7]

Bizans'a savaş ilanı 

1452 yılında II. Mehmed, Bizans İmparatorluğu'na savaş ilan etti. 28 Haziran 1452'de Rumeli Hisarı'ndan 50.000 kişilik ordu ile hareket etti. İstanbul Surları karşısında çadırlar kuruldu. 31 Ağustos'a kadar ordu İstanbul'da kaldı. Ancak 31 Ağustos'ta Edirne'ye gidildi.

Şahi topların icadı 
Edirne'de eski Bizans esiri olan Macar asıllı Urban ve diğer Osmanlı top dökümcüleri Şahi toplarını icat etti. Ünlü tarihçi Joseph von Hammer-Purgstall'a göre Urban, topu yapma konusunda şu sözleri söylemiştir:

Konstantiniyye ve hatta Babil surlarını hak ile yeksan edilecek top imal edebilirim. Ben sanatımdan eminim, fakat topun ne kadar mesafeye gideceğini evvelden tahmin edemem.[8]


Dîvân-ı Hümâyûn'un toplanması

1452 yılının sonlarına doğru, II. Mehmed Dîvân-ı Hümâyûn'u topladı. Toplantıya Akşemseddin de katılmıştı. Toplantıda ilk sözü Vezir-î Azam Çandarlı Halil Paşa aldı. Eğer fetih gerçekleşirse, Haçlı seferi başlayacağını belirtti. Ancak Zağanos Paşa, Şahabeddin Paşa, Akşemseddin ve çoğu vezir Çandarlı Halil Paşa'nın görüşüne katılmadı. Sonuç olarak da İstanbul kuşatması gerçekleşti.

Bizans'ın durumu 
Bizans İmparatoru XI. Konstantin Palaiologos, Papa V. Nikola'ya iki büyük Hıristiyan mezhebini (Ortodoksluk ve Katolik) birleştirmek için başvurdu. Konstantinopolis'in nüfusu da hızla azalıyordu. 1450 yılında 70.000 ile 80.000 arasında olduğu tahmin edilen nüfus henüz kuşatmadan önce 36.000 oluyordu. Papa V. Nikola ise aslen Rum olan ve eskiden Rusya Başpiskopos'u olan Polonya Kardinali İzidor adındaki zatı gönderdi. İzidor, 
Ayasofya'da Katolik usulüne uygun bir ayin düzenledi. İstanbul halkının bir kısmı ise bu durumu kabullenemeyerek:

Konstantinopolis'te Latin serpuşu görmektense Türk sarığı görmeyi tercih ederim![9]


diyorlardı. Papa V. Nikola'dan Bizans'a 3 kadırga ve 200 asker, savaş gereçleri ve gıda maddeleri geldi. 30 geminin de vaadi bildirildi. Sakız Adası'nda bulunan Cenevizliler'den 2 gemi ile 700 asker, Galata'daki Cenevizliler'den de 2 gemi ve 300 asker, İspanya ve adalardan da bazı kuvvetler gelmişti. Cenova'dan da Cenevizliler'in teklifi üzerine 500 asker ile 1 gemi gelmişti. Ücretli Türk askeri ise nadiren bulunuyordu. En önemlisi ise Ceneviz'deki Giustiniani ailesinden Giovanni Giustiniani 700 askeri ile yardım ediyordu. Eğer, Osmanlılar yenilirse Limni Adası'na düka tayin edebilme hakkına sahip olacaktı. Toplamında ise 20.000 asker Bizans'ı koruyordu. Gıda durumu ise genellikle Mora Despotluğu ve Sakız Adası'ndan karşılanıyordu. Bizans, ayrıca İstanbul Surları'na ve Galata'dan Sarayburnu'na çekilen zincirlere çok güveniyorlardı.

Edirne'den Konstantinopolis'e hareket 

II. Mehmed, Şubat 1453'de, dökülen iri topların İstanbul önlerine götürülmesini emretti.[10] 60 mandanın çektiği topun iki tarafında ikiyüzer asker yürüyor; kaymaması için çaba sarfediliyordu. Karaca Paşa komutasındaki 10.000 kişilik ordu İstanbul yakınındaki Vize, Silivri ve Ayestefanos kalelerini kuşattı. Nisan ayına gelindiğinde II. Mehmed, eyalet ve sancaklara orduya katılmaları için haber gönderdi. 5 Nisan 1453'de Osmanlı Ordusu, II. Mehmed'in komutasında İstanbul'a hareket etti. Asker sayısı 150.000 ile 200.000 arasında değişiyordu.[11] Ayrıca, önemli hocalardan Akşemseddin, Akbıyık ve Molla Gürani de orduda bulunuyordu. 6 Nisan 1453'de 10.000 sipahi Maltepe civarını tuttu. II. Mehmed de Anadolu ve Haliç'i tutmuştu. Zağanos Paşa da Beyoğlu'nu fethetti, Galata üzerine yürüdü. Aynı gün padişah, Veli Mahmud Paşa'yı elçi olarak imparatora gönderdi. Ama barış teklifi kabul edilmedi.

Kuşatma süreci 

II. Mehmet hazırlıklarını tamamladıktan sonra Bizans kralına elçi göndererek şehrin teslim edilmesini istedi. Red cevabı üzerine 6 Nisan 1453 tarihinde İstanbul kuşatmasına başlandı. Osmanlı Ordusu kenti karadan ve denizden kuşatma altına aldı. Osmanlı Ordusu surlarda gedikler açtıkça Bizanslılar surları yeniliyor, Türklerin şehre girişine izin vermiyordu. Osmanlı Donanmasının da Bizans'a yardıma gelen Ceneviz ve Venedik gemilerine engel olamaması savaşın seyrini değiştirmeye başladı. Haliç ile Karaköy arasına çekilen zincirden ötürü Osmanlı donanmasının Haliç'e girememesi savaşın seyrini Osmanlı aleyhine çeviriyordu. Bu gelişmeleri üzerine Fatih Sultan Mehmet 21 Nisan'ı 22 Nisan'a bağlayan gece 72 parça kadırganın karadan yürütülerek Haliç'e indirilmesi emrini verdi. Dolmabahçe üzerinden Haliç'e indirilen gemilerle savaşın seyri değişmeye başladı.

Kuşatmanın başlaması

6 Nisan 1453'de barış şartları kabul edilmeyince kuşatma, Topkapı'dan (Sen Rumen) başladı.[12][13]12 Nisan'da sürekli bombardıman başladı. 17-18 Nisan'da ise Prens Adaları Baltaoğlu Süleyman Paşa tarafından fethedildi. 20 Nisan'da Bizans'a yardıma gelen 5 tane Rum ve Latin gemisi Osmanlı donanması'nı geçerek Haliç'e girdi. Bu olay, Baltaoğlu Süleyman Paşa'nın azline sebep oldu. Kaptan-ı Derya Hamza Bey oldu. (1456'ya kadar) Sultan Mehmet ve kumandanlar tarafından donanmanın nasıl Haliç'i aşabileceği görüşülmeye başlandı.

Gemilerin karadan Haliç'e indirilmesi

II. Mehmed, donanmanın karadan yürütülüp Haliç'e indirilebileceğni belirtti. Birçok vezir ve paşa bu duruma tepki gösterdi. Sultan görüşlere tepki göstererek:

Biz Peygamber müjdesini gerçekleştirmeye geldik. Biz Sultan Murad Han oğlu Mehmed Han'ız. Allah'ın izni ve yardımı ile imkansızı mümkün yaparız. Davranın, amele bulun, usta bulun! Dolmabahçe'den Beyoğlu sırtlarına doğru geniş bir yol açın. Yol boyunca kızakları döşeyin. Cenevizliler'den yağ alıp kızakları yağlayın. Amma çok gizli tutun. Bizans bu durumu fark etmemeli.
 dedi.[14]

Bunun üzerine 67 (veya 72) parçalık donanmanın Haliç'e indirilmesi kararlaştırıldı.[14] Dolmabahçe'den Beyoğlu sırtlarına uzanan bir yol yapıldı. Kızaklar döşenip, yağlandı. Gemilerin altına konacak arabalar hazırlandı. Çok sayıda manda ve öküz sağlandı. Cenevizli casuslar ise yoğun çalışmayı görüyor, ama kestiremiyorlardı. Bu sırada Molla Gürani, yanında talebeleriyle geldi. Molla Gürani, fethin Sultan Mehmet'e gerçekleşeceğini belirterek:

Hünkarım, fetih size nasip olacaktır. Sakın vazgeçmeyin. Müritlerimle geldim. Kefenlerimiz boynumuzdadır. Ölene kadar fetih yolunda yürümeye andımız var.
 dedi.

Bir gece içerisinde donanma Haliç'e indirildi. 22 Nisan'da donanma Haliç'ten ateşe başladı. Bizans Başkumandanı olan Giovanni Giustiniani ise, donanmanın Haliç'e indirilmesine inanamıyordu. Ayrıca, bu sırada İstanbul'a padişahın emri ile Zağanos Paşa tarafından köprü yapıldı.

Şahi toplarının icadı

II. Mehmed, Konstantinopolis'i almak istiyordu, fakat bu hiç de kolay olmayacaktı. Ancak II. Mehmed'in tutkusu büyüktü ve bu tutku dehası ve zekasıyla birleşince Şahi toplarını döktürdü. Bu topları Macar asıllı olan Urban Usta dökmüştür. Bu top kuşatma esnasında Bizans Surları'nda gedikler açmıştır.

Bizans elçileriyle görüşme

II. Mehmed'e Bizans İmparatoru tarafından elçiler gönderildi. İmparator teklifte bulunarak:

Kuşatma kaldırılırsa padişahın istediği kadar vergi vermeye hazırım. Konstantinopolis surlarına kadar olan bütün topraklar da kendilerinin olsun. Ayrıca şehrin güvenliğinden sorumlu, padişah tarafından tayinine hazırım.
 dedi.

Ancak Sultan bu teklifi kabul etmeyerek:

Efendinize söyleyin, direnmeyi bırakıp şehri teslim etsin. Bunu yaparsa Mora'nın hakimiyetini kendisine ihsan edeceğiz. Razı olmazsa şehre zorla gireceğiz! Biz Sultan Murad Han oğlu Mehmed Han olarak peygamber müjdesi peşindeyiz. dedi.[15]


Meryem tasvirinin yere düşmesi 

25 Mayıs günü, Meryem'in tasvirinin Konstantinopolis'te dolaştırılacağı bildirildi. 26 Mayıs Cumartesi günü de Meryem'in tasviri şehir boyu dolaştırılmaya başladı. Eğrikapı'ya girerken tasvir yüz üstü yere düştü. Hıristiyanlar korkuya kapıldı. O sırada ani bir fırtına koptu, sağanak yağmur başladı. Halk bu olayı kötüye yorarak:

Meryem Ana da Osmanlılar'dan yana! Artık şehrimizi korumuyor.
 dediler.[16]

Kuşatma hakkında görüşme
Aynı günün akşamı II. Mehmed'in sırma işlemeli büyük kırmızı otağında toplantı vardı. Padişah ordunun bütün ileri gelenlerini toplamıştı. Çeşitli ilim adamları, şeyh ve dervişler de orada bulunuyordu. Padişah söze başlayarak:

Vezirlerim, paşalarım, beylerim, hocalarım, silah arkadaşlarım! Hepiniz büyük fedakarlıklar gösterdiniz. Ama sizden daha fazlasını istiyoruz: Bu şehri artık alınız! Bize mazeret değil, müjde getiriniz. Sebat bekliyoruz. Şimdi sözü olan konuşsun!
 dedi.

Ardından ilk sözü Çandarlı Halil Paşa aldı:

Hünkarım, inandığım gibi konuşacağıma ruhsat var mı?
 dedi.

Sultan da:

Elbette Lala, fikrini açık açık söyle. Biz doğrulardan kaçan değil, doğruları arayan bir hünkarız. dedi.

Çandarlı Halil Paşa:

Öyleyse şevketlüm, bunca zaman sürüp giden muharasanın kaldırılmasını teklife cesaret edeceğim! Bizans İmparatoruna ağır şartlar koşar ve istediğimizi koparırız. Sel gibi kan akıttık. Elbette bunun bedeli ağırdır. Lakin neticeye bir türlü ulaşamıyoruz. Şehir iyi korunuyor. Lağımlarımızı anında haber alıp patlatıyorlar. Büyük kulelerimizi yakıyorlar. Üstümüze kaynar katran döküyorlar. Macar ordusu ile Venedik donanmasının yolda olduğunu haber aldı. Üstümüze gelirler. Fikrimce, barışa razı olalım... dedi.

Padişah sözü Zağanos Paşa'ya verdi. Zağanos Paşa konuşmaya başladı:

Hünkarım, efendim! Venedik donanması ile Macar ordusu geç kalmıştır. Bizans artık avucumuzun içindedir. Onu pençenizden beşeri hiçbir kudret kurtaramaz. Kulunuz, kölenizim hünkarım, fetih yolundan dönmeyiz.

dedi.

Ardından sözü ilim adamları, şeyh devriş ve ulemalar aldı. Onlar da kuşatmanın kaldırılmaması gerektiğini belirttiler. Akşemseddin de fetih olacağını belirterek:

Şevketlüm, rüyasını gördüm, Konstantiniyye'nin fatihi olacaksınız. Peygamber Efendimiz Hazretleri'nin övdüğü emir unvanını alacaksınız. Ferman sizindir.

dedi ve kuşatmanın devamına karar verildi. Padişah fermanı çıktı. Fermanda şunlar yazılıydı:

Salı sabahı namazından sonra umumi yürüyüş olacaktır. Tellal çıkarılsın ve bütün efrada (askelere) duyurulsun. Pazartesi gününü herkes oruçla geçirecektir. Topluca dua edilecektir. Cenab-ı Mevla kararımızı hayırlı kılsın!
dedi. Pazartesi günü içerisinde dualar edildi oruç tutuldu.

Fetih sonlanıyor
Osmanlı Donanması'nın Haliç'e indirilmesi ile birlikte savaşın seyri Osmanlılar'a döndü. İstanbul'a 19 Nisan, 6 Mayıs ve 12 Mayıs'ta büyük hücumlar düzenlendi fakat şehir ele geçirilmedi. Kuşatma oldukça uzun sürmüş, Osmanlı askerleri moral ve fizikî açıdan kötü duruma düşmüştü. Bu gelişmeler üzerine II. Mehmed, 29 Mayıs'ta büyük taaruz için emir verdi. 29 Mayıs'ta günün ilk ışıkları ile başlayan taaruz sonucu, Ulubatlı Hasan'ın Bizans surlarına çıkarak Osmanlı sancağını dikmesi ile Osmanlı ordusu moral kazandı ve savaşa topyekün karşılık verdi. Açılan gediklerin kapatılamaması ve Osmanlı ordusunun topyekün saldırısı karşısında Konstantinopolis, 29 Mayıs 1453 Salı günü II. Mehmed'in önderliğindeki Osmanlı birliklerine teslim oldu. Konstantinopolis'in alınması ile birlikte topların deldiği surlardan içeri giren II. Mehmed, halkın sevgi gösterisi ile karşılandı. Bu fetihten sonra II. Mehmed, Fatih unvanını aldı ve Fatih Sultan Mehmed olarak anılmaya başladı.

Son gece ve fetih
II. Mehmed, 28 Mayıs'ı 29 Mayıs'a bağlayan gece Akşemseddin'e Konstantinopolis hakkındaki görüşlerini öğrenmek için Ahmet Paşa'yı gönderdi. Akşemseddin ise şehrin yarın fethedileceğini söyledi. Konstantinopolis'te ise XI. Konstantin, Ayasofya'dan çıkınca, atına binip askeri mevkileri dolaştı. Halkı ve askerleri heyecandıracak konuşmalar yaptı. Osmanlı tarafının kesin hücuma kalkacağı Galata'daki Cenevizliler ile Osmanlı Rumları tarafından XI. Konstantin'e bildirilmişti. II. Mehmed ise 29 Mayıs günü şehrin fethedileceğini belirterek:

Ya ben Bizans'ı alırım, ya da Bizans beni! demişti.

29 Mayıs sabahı, namazını kıldıktan sonra atına binen II. Mehmed, maiyetiyle birlikte ön safa geldi. Verilen emirle toplar ateşlendi. Osmanlı Ordusu hücuma başladı. Lağımcılar kaleyi patlatmaya çalışırken, Bizans askeri de kaynar katranları surların üzerinden Osmanlı askerlerine döküyordu. Padişah ise Topkapı önlerinde demir topuz ile savaşıyordu. bu sırada Giovanni Giustiniani ağır yaralandı. Konstantin'den tedavi için izin istediği zaman 

Konstantin:

Yaranız ağır değildir; bununla beraber, buradan nasıl çıkacaksınız? diye sordu. Giovanni ise:

Cenab-ı Hakk'ın Türklere açmış olduğu yolu takip edeceğim. dedi. Ardından da Galata'ya sığındı ve orada öldü.

700 kişilik birliğiyle gelen Giovanni, bölgeyi terk edince Bizans ordusu iyice bozulmaya başladı. Ulubatlı Hasan adlı bir yeniçeri ise 30 arkadaşı ile kaleye tırmanıyordu. Bizanslılar sekizini ok ve top atışlarıyla vurmuş ise de 22 kişi surlara tırmandı ama kısa sürede ok ve top atışlarında yaralandı. Ulubatlı Hasan ise sancağı kaleye dikti. Ancak ok darbeleri ve açılan ateşlerle orada vefat etti. Söylediği son söz ise:
Allah'ım bu sancağı buradan indirme! idi.

Bir Yeniçeri müfrezesi Ulubatlı Hasan'ın naaşını II. Mehmed'in huzuruna getirir. Padişah, cenazeyi gözlerinden öperek:

Eğer Sultan olmasaydım, Ulubatlı Hasan olmak isterdim!
 demiştir.[17]

Bu sırada imparator öldü. İmparatorun ölümü ile ilgili çeşitli rivayetler vardır. Aynı zamanda veliahtlardan Kantakuzen de ölmüştü. Şehzade Orhan ise intihar etmişti. Bu sırada II. Mehmed, Topkapı'dan şehre girdi. Böylece şehir fethedildi. II. Mehmed, Fatih ünvanını aldı. Bu sırada Giritli askerler bahçede halen çatışma içindeydi. Fatih bunları görünce, silahlarıyla beraber Girit'e dönmelerine izin vermiştir. Daha sonra Bizans Patriği'ni telkin ederek:

Ben Sultan Mehmed, sana ve arkadaşlarına ve bütün halka söylüyorum ki, bugünden itibaren ne hayatınız ve ne de hürriyetiniz hususunda benim gazabımdan korkmayınız.
 dedi ve sancağı burçlarda gördüğüne sevinerek:

Aciz, fakir kulun Mehmed'e bu günleri gösterdiğin için sana şükürler olsun Rabbim! dedi.

Konstantinopolis halkının bir kısmı ise hala umutluydu. Çünkü Çemberlitaş Sütunu inançlarına göre Türklerin şehre girmesini önleyecekti. Ancak Çemberlitaş da geçildi ve Ayasofya'ya varıldı. Camii'ye çevrilmesi emri verildi.

Çandarlı Halil Paşa'nın idamı
Çandarlı ailesi öteden beri Osmanlı Devleti'ne büyük hizmetler vermişti. Ancak, Çandarlı Halil Paşa'nın Bizans ile uzlaştığı söylentileri yayılıyordu. Ayrıca Çandarlı Halil Paşa'nın kuşatma sırasında "Kuşatmanın Kaldırılması" yolunda teklifleri de olmuştu. Fatih, o zaman için olayın üzerine yürümemişti. Bizans'ın son megadükü Lukas Notaras'a niye bu kadar direndiklerini sorduklarında da:

Çandarlı imparatorumuzdan gizlice dayanmasını istemişti.


demesi üzerine soruşturma büyüdü. Ve Çandarlı önce tutuklanıp, sonra da 10 Temmuz 1453'te idam edildi. Edirne'deki idamına kadar, Yedikule Zindanları'na kapatıldı. Çandarlı Halil Paşa, ilk günler bir başvezirin ağırlığına yakışır şekilde zindandaki hücresinde ağırlandı. Son ana kadar idam edileceğine inanmamakta direndi, çünkü kendisinden önce idam edilmiş başka bir vezir yoktu. Üstelik ailesi, kısa aralıklarla tam 154 yıldır iktidardaydı.[18]

İdamından önce gözlerine mil çekilirken, cellat:
- Padişahın yüzüne dik bakanların akıbeti işte budur. dediğinde,
- Zağanos'un bayramı olsun, ahrette iki elim yakasındadır. diye mukabele etmeyi başardı.[18]

Gerçekten de zindanda bulunduğu bir buçuk ay boyunca, Zağanos Paşa, aleni olarak Çandarlı ve etrafındaki tüm Türk beylerinin hain oldukları propagandasını başarıyla yaymış, kilit noktalardaki diğer Türk paşaları ve beylerini de benzer akıbetlere sürüklemişti. Çandarlı'nın 120.000 dükalık hazinesi ve tüm mal varlığı müsadere edildi. Böylelikle, Osmanlı devletinde devşirmelerin hakimiyet kuracağı dönem açılmış oldu.[18] Sadrazamlığa VeliMahmud Paşa getirildi.

Fethin Avrupa'daki yankıları
İstanbul'un fethi Avrupa'da büyük yankı uyandırdı. Başta Vatikan ve Sırbistan Prensliği sıranın kendilerine geldiğini düşünmekteydi. Papa'nın önderliğinde bir Haçlı Ordusu toplanmak istendiyse de, Avrupa'nın o dönemki iç siyaset karışıklıklarından ötürü bu gerçekleştirilemedi. Yunanlar, Bizans'ın mirasçısı olduklarını iddia ettiler, bu iddialar üzerine Bizans'ın yaşayan son prensleri Mora Yarımadası'nda, Fatih'in emri ile öldürüldü. İstanbul'un fethi ile bir çok bilimadamının İstanbul'dan Avrupa'ya kaçarak rönesans hareketini başlatmışlardır.


Kaynakça

  1. "Middle Ages." Oxford Dictionary of English 2e, Oxford University Press, 2003.
  2. Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600), Baskı Yılı: 2008, Yapı Kredi Yayınları.
  3. David Nicolle, Constantinople 1453: The end of Byzantium, Osprey Publishing, ISBN 1-84176-091-9, sayfa 44
  4. Mesut Uyar,Edward J. Erickson, A military history of the Ottomans: from Osman to Atatürk, ISBN 978-0275988760, sayfa 37
  5. Atilla Şahiner (2008). "Osmanlı Tarihi", s. 81, Lacivert Yayınları.
  6. Türkçe Bilgi
  7. Şahiner, Atilla (2008). Osmanlı Tarihi. İstanbul: Lacivert Yayınları. ISBN 978-9944-759-02-1.
  8. Güler, Ara (2008). Britannica BilgiHazinesi. İstanbul: Ana Yayınları.
  9. "İstanbul'un fethi". Kimkimdir.gen.tr. 2010-03-14 tarihinde erişildi.
  10. "Fatih Sultan Mehmet". Fatihemlak.com. 2010-03-22 tarihinde erişildi.
  11. "Fatih Sultan Mehmet". kuruogluemlak.com. 2011-12-30 tarihinde erişildi.
  12. "Fatih Sultan Mehmet". Osmanli700.gen.tr. 2010-03-16 tarihinde erişildi.
  13. "Kuşatma". İstanbulunfethi.com. 2010-03-16 tarihinde erişildi.
  14. a b Duman, Murat (2010). “Gemilerin karadan yürütülmesi”, İki Çağın Hükümdarı Fatih (Türkçe), 74-79, Akis Yayıncılık. ISBN 9786050052466.
  15. İnalcık, Halil (1995) Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar I s.56-57
  16. İnalcık, Halil (2008), Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600) s.27
  17. Tiryakioğlu, Okyay, Kuşatma 1453, Timaş Yayınları, 2010,İstanbul
  18. a b c Tiryakioğlu, Oktay, Kuşatma 1453, Timaş Yayınları, 2010, İstanbul, Sf.280


Dipnotlar

^ Bizans kuvvetleri Batılı kaynaklarda oldukça az gösterilir ve 8.000-9.000 gibi sayılar verilir. Osmanlı kaynaklarında Bizans ordusunun 50.000 civarında olduğundan bahsedilir. Bizans ordusu içinde ayrıca 3.000 Cenevezli ve İtalyan, bir miktar da Katalan, Venedikli, İspanyol ve Giritli bulunuyordu. Muharebenin başındaki ilk hücumda, Bizanslılardan 7.450 kişinin öldüğü ve geride şehri savunmaya yetecek kadar Bizans kuvveti kaldığı düşünülür ve fetihten önce İstanbul'un 60.000-70.000 kadar nüfusu olduğu göz önüne alınırsa- bazı kaynaklar ise şehirde 30.000 sivilin kaldığını kaydeder- şehri müdafaa edenlerin sayısının daha çok olması gerekir. (Kaynak: Ali Çimen, Göknur Göğebakan: Tarihi Değiştiren Savaşlar, ISBN-10: 9752634869, 2. Baskı, sayfa 166.)

wikipedia

YAZAR HAKKINDA

0 Yorum

Yorum yaz